28 Eylül 2012 Cuma

Net


Eylüle girmek üzereydik… Yazın ne kadar çabuk bittiğini anlamamıştım,aslında anlamam gerekiyordu.Yaz ayları da senin aşkın kadardı…Kısa ve yakıcı…Ardından buz gibi sulara bıraktın beni işte o zaman anladım ki sonbahar değil kış geldi.
Bir insan kış günü kendini soğuk sulara bırakır mı?Bırakıyordu işte…
 Belki ben yanmak istiyordum,herkes yazın sıcaklığından şikayetçiydi.Yanmak isteyenler de vardı diğer adıyla bronzlaşmak…Ben seninle yanmak istedim.
Hüzün ayı geldi işte ben artık bundan sonra böyle yanmam.
Ben artık sadece bronzlaşırım. 

Bitmeyen


Sessiz gidişleri hiç anlamadım neden sessiz gider insan yüreği gerçekten sessizleşmiş midir?
Yoksa yüreği haykırırcasına çığlık atarken isteyerek ….?
Sessizlik huzur verir gidene belki ama ya ben ? Ben işte o sessizlikte boğuldum..
Sessizlik  içinden çıkılması mümkün olmayan bir deniz olmuştu benim için.Vursa da kıyılara asla kurtulamamıştım…
Yıllarca kıyıya vurmayı bekledim kendimi  ama o gücü bulamamıştım.İstediğim kadar istediğim liman rahatlatsa da  beni  çıkamadım, o sessizliği sağlayan asıl limanımdı…Bulamadım…
 O liman beni kaybetmişti, ben şimdi kıyıdayım…artık sessiz, artık limansız ….

Ayna


Ben bugün ayna da yüzümü görmek istemedim.Ağlamış insanları sevmediğimden aynaya bakamadım… Sıkıldım ağlamaktan…çünkü ayna bana gülemezdi ki…Hafif bir tebessüm tamam her şeye yeter ama ya gözler… Onlar neden gülmüyor?Neden gözlerim hep ıslak?
 Kimseyi sevmiyorum!
Aynalar yalan söylemez ama ben söyledim…Kimseyi sevmediğimi söyledim.Çünkü kimi sevdiysem kırdı.Dost arkadaş aşk yalan.
paramparça oldum bende.Bu yüzden de aynaya bakamıyorum…
Kırık aynanız var mı ?